Скачать книгу

gördüm. Ve aracımızın arka tarafına dizerek arkadan hızla gelen araçların bize çarpmasına engel oldu. Çok kısa sürede olay yerine polisler geldi. Ancak kazaya sebep veren kamyon sürücüsü hiç durmadan yola devam etmişti. Oradan Bolu il emniyet müdürünün aracı ile Bolu Polis Evi’ne gittik. 155 uzun kanaldan anons geçtiği için gazeteciler devlet ve hükûmet yetkililerinin haberi olmuştu. Hükûmetten ve devletten üst düzey yetkililer telefonla arayarak bilgi aldılar.

      Yazıcıoğlu kazadan yara almadan kurtulurken ben burnumdan hafif yaralanmış bir hâlde ağır hasarlı aracımızdan çıkmıştık. Şoför de herhangi bir yara almamıştı. Biz oradan Ankara’ya devam ederken şoför ağır hasarlı aracımı çekiciye yükleyerek İstanbul’a döndü. Dönemin BBP Ankara İl Başkanı Hasan Hüseyin Bozok partililerle Ankara gişelerinde bizi kalabalık bir şekilde karşıladı.

      Parti genel merkezinin önüne gittiğimizde partililer ve halk, kurbanlar keserek sevinç gözyaşları ile Muhsin Başkan’ı karşıladı. Sonraki günlerde emniyetten aldığımız bilgilere göre kazaya sebebiyet veren kamyon sürücüsü kamera ve EDS kayıtlarından takip edilip Bolu Oto Sanayi Sitesi’nde aracının hasar gören arka kısmını tamir ettirip yoluna devam etmeye teşebbüs ederken yakalandı. 60 plakalı Mercedes kamyonun Çankırı’da et kombinasının aracı olduğu anlaşıldı. Şoför kasıtlı yapmadığını araç çakarlı olduğundan içindekilerin önemli insanlar olduğunu düşünerek korkusundan kaçtığını söylediğini öğrendik.

      Daha sonra Muhsin Başkan bana sürücüden şikâyetçi olup olmadığımı sordu. Ben de “Hayır.” diyerek olmadığımı söyledim. Muhsin Başkan da bana şikâyetçi olmamamı söyledi. Bana, aracın ait olduğu Çankırı Çerkeş ilçesindeki et kombinasının müdürünü aradığını şoförden şikâyetçi olmadığını ve işine son verilmemesini rica ettiğini söyledi. Et kombinasının müdürü ise olayın ulusal medyaya yansıdığından ve şoförün ciddi ihmalinin olmasından dolayı işine son verdiklerini söyledi.

      DOĞAN ÖZTAŞKAN KİMDİR?

      Alperen Ocakları genel başkanlığı yaptı.

      DOĞAN ÖZTAŞKIN:

“Hapishane Arkadaşına Cebindeki 500 Lirayı EFT Yaptı…”

      İnsanlığın, adamlığın, adanmışlığın vücut bulmuş hâli Şehit Muhsin Yazıcıoğlu…

      Yeğenim Ali Şahin, Ziraat Bankasında uzmandı. Arkadaşlarına zaman zaman, benden duyduklarını anlatırmış. Ali’nin yaşadığı bir olayı nakletmek isterim.

      Yaklaşık 20 yıl oluyor. Muhsin Başkan bir kış günü yanında koruma olmadan Ziraat Bankasına giriyor. “Başkan’ın hiç banka işlemi yapmamış olma ihtimali var.” diye düşünüyorum.

      Bankada dolaşırken memurlar Ali’ye, “Senin Başkan geldi.” diyorlar.

      Ali hemen aşağıya iniyor. “Başkan’ım ben Doğan Öztaşkın’ın yeğeniyim, yardımcı olayım.” diyor.

      Başkan çıkartıyor telefonu, “Bana bir mesaj geldi oraya para göndereceğim.” diyor.

      Ali bakıyor isim yok, telefonda kayıtlı değil.

      “Tanıyor musunuz Başkan’ım?” diyor.

      “Benim cep telefonuma ulaşmışsa tanıyıp tanımamam önemli değil.” diyor.

      İşlem yapmamız için isim lazım.

      “Hesap numarası var.” diyor. Muhsin Başkan cüzdanını çıkartıyor 500 lira var. “50 lirasını bırakıp 450 lirasını gönderin diyor.” Memurlar işlemi başlatırken, Ali isim için numarayı arıyor. Telefona bir bayan çıkıyor.

      “Hanımefendi bir mesaj atmışsınız. Kim olduğunuzu öğrenebilir miyiz?”

      “Ben İstanbul’da … Hastanesinde hemşireyim, bir hasta rica etti.” diyor.

      “Hastayla görüşebilir miyiz?” diyor Ali.

      Hasta telefona alınıp ismini duyunca telefonu alıyor hem konuşuyor hem ağlıyor Muhsin Başkan.

      Konuşma bitince “Yarabbi ya umursamasaydım.” diyor. Kalan 50 lirayı da çıkartıyor, bunu da ilave et diyor. Ali “Ben tamamlarım başkanım, herhâlde iftara gidiyorsunuz, otoparkçı falan çıkar lazım olur. Yanınızda kimse de yok.” diyor.

      “Yok yok.” diyor başkan 500 lirayı gönderiyor. “O benim MHP, Ülkü Ocakları davasından birlikte hapis yattığım arkadaşlarımdan biri, hastanede mağdur kalmış. Kimden isterim derken ben aklına gelmişim.” diyor.

      Şehit Muhsin Yazıcıoğlu hiç tanımadığı, nereden geldiği belli olmayan birine cebindeki paranın tamamını verebilen bir adam.

      Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz diye bir söz var ya, işte bunun tam örneğidir.

      Böyle olunca Allah (CC), Türk milletinin yüreğine, dualarına, gözyaşları ile nakşetti.

      Rahmet, dua ve minnetle…

      ENİS ÖKSÜZ KİMDİR?

      34 yıllık bürokratlık-hocalık ve profesörlükten sonra politikaya girdi. 1999’da MHP’den milletvekili seçildi ve Ulaştırma bakanlığı yaptı. Bakanlıktan ve MHP’den istifa ederek BBP’ye katıldı. Genel başkan yardımcılığı görevinde bulundu.

      ESKİ ULAŞTIRMA BAKANI ENİS ÖKSÜZ:

“Üzeyir Garih’in Dedikleri Harfiyen Gerçekleşti”

      Çok uzun yıllar bürokraside bulunduktan sonra siyasete girdiniz. Nasıl oldu siyasete girmeniz?

      Siyasete ilgim 1959-1960’larda öğrenciyken başladı. 60 İhtilali’nde lise birinci sınıfa geçmiştim. Ondan bu yana siyaseti hep takip ettim. Fiilen siyasete girmem 1995’te rahmetli Türkeş Bey’in Mersin’de “Bir görünsen iyi olur. Biz mevcut hükûmetle anlaştık. Koalisyon hükûmeti kuracağız. Öyle gözüküyor. Seni de Kültür Bakanı olarak düşündük.” önerisiyle oldu. Ben buna itiraz ettim. Nevzat Yalçıntaş ve Tunca Toskay Bey’in de vesilesiyle biz bu tekliften geri duramadık.

      1995 seçimlerinde parti barajı aşamadığı için milletvekili olarak Parlamentoya giremedim. Daha sonra 1999 yılında Meclise girdik ve 57. Hükûmet’te de Ulaştırma Bakanı olarak 2,5 sene civarında bir bakanlığım oldu. Sonra gerek özelleştirme konusunda gerekse ihale ve benzeri konularda görüş ayrılıkları doğdu. Alışagelmiş yöntemlerle, gayriahlaki ve hukuki olmayan yollarla, siyaseti kısa zamanda zengin olmanın bir vasıtası gibi görenlerle uzlaşma imkânımız olmadı. Bu tür ilişkilere karşı ciddi bir savaş açtığım için kendi arkadaşlarım ve kendi parti yönetimimle ters düştüm.

“Bir Fiyatım Olmadı”

      Daha sonra da hükûmette özelleştirme meselesi suni olarak hazırlanmış olan bir krizin sonrasında geldi. Türkiye’de hiçbir şeyin tesadüfi olmadığını zaten biliyordum. Devleti, işleyişini biliyorum. Çalıştığım şahıslardan 2 kişi cumhurbaşkanı da oldu. Rahmetli Özal ve rahmetli Demirel.

      Kamuran İnan ve Veysel Atasoy gibi iz bırakmış bakanlarla çalıştığım için devleti de tanıyorum. İğrendiğim ve tiksindiğim ahlaki olmayan, kul hakkı, yetim hakkı yeme konusunda ters düştük ve sonunda ayrılmak zorunda kaldım. Onun mücadelesini yaptım, yapmaya devam ediyorum.

      Ama kamuoyu beni daha çok Kemal Derviş hareketine

Скачать книгу